Okula başlamaya hazır değilim.
Ne kadar çabuk geçiyor bu tatiller. Ben daha yeni tatil moduna girmiştim oysaki. :) Üstelik ilk dersin geometri olduğu düşünülünce... En son geometri sınavından 3 gün önce, sınıfın mülayim çocuğu Mehmet'in sınavdan çakmama yollarını düşünürken, gülerek "Sınav sorularını çalalım." demesinin benim tarafımdan ciddiye alınarak sınıfca giriştiğimiz bu maceranın ardından Mustafa hocanın dersine girmeyi pek istemiyorum doğrusu.
Olay şöyle gelişti: tamamen şaka yapan Mehmet'in fikrini tüm sınıf beğendik planlar programların ardından bir sonraki gün ben, Batu, Ayşe öğretmenler odasına gizlice girip soruları alacaktık. O sırada Mehmet ve Sevil (sınıfın inekleri diğer deyişle) hocayı oyalayacaktı. Sınıfın en çalışkanlarının biraz zorlada olsa bu planı kabul etmesinden de anlaşılcağı üzere hoca çok zor soruyor. Ama dersinde planlarımızı konuşurken hocanın bir şeyler çakcağını nereden akıl edebilirdik ki? Tamam, belki konuşanlar önceki sınavda deliler gibi çalışan ya da kopya hazırlayan bir grup olabilir ve o gün bir sonraki gün sınav olabilir bu durumda rahat davranmamızda garip olabilir ama o kadar da garipsencek ne var yani? Tabi hoca tam olarak bir şeyler anlamadı fakat bizede gayet güzel bir sürpriz yaptı. Mehmet'le Sevil onları oyalarken ve diğerleride kopyalar hazırlarken biz üçümüz öğretmenler odasına gittik. Sanki hocanın bir eşyasını alıyormuşuz gibi davranıyoruz bu sırada. Hobaa, o da ne?! Dolabının pek dolu olduğu söylenemez ama bu sefer bomboştu. Sadece bir bardak, şeker ve ıslak mendil. Evet, bir şeyler çakmış olabilirdi derste ama ne ara sınav kağıtlarını yanına aldı..?
Sadece zor sormakla kalmıyor yani çokta külyutmaz ama sınıftaki herkes Mehmet, Sevil, Sema dışında azda olsa kopya çekebiliyoruz. Çaktık sayılmaz. Yani sınav kağıdını bulamayınca alel acele diğerleriyle kopya hazırlamaya başladığımızda (Batu, Ayşe ve ben) korkudan tüm kitabı ezberlemişiz. 80 aldım, 10 puan kopya desek 70'lik bir kağıt. Eh, fena sayılmaz herhalde Mustafa hocanın dersi için.
Şimdi bize pis pis bakarak ders işleyecek tüm dönem ve nedense şu an içimde okula karşı pekte sevgi dolu hisler yok. Yeni de olsa alışmıştım oysaki okula. Şimdi tüm dönem Mustafa hocadan kaçarak geçireceğim tenefüslerle dolu bir yaşamım olacak. Neyse, beterin beteri vardır. Ankaradaki fizik öğretmenimizi hatırlıyorumda... :D
Not: Hababam sınıfına özenmeye kalkışmayın. 11 yıllık (anaokulunu katarsak 12) öğrencilik yaşamımda bir kere özeniyim dedim, elime yüzüme bulaştırdım işi. Hiçte filmlerdeki gibi değil hayat.... :D
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder